
Eğer evimdeysem, en rahat hissettiğim alanımdır bu. İpeksi, pamuklu rahat bir
pijamanın, eşofmanın veya herhangi bir giysinin vermiş olduğu o rahatlık
hazzını, tarifi olmayan duygularımla yaşarım. Sanki günün tüm yorgunluğu o
an biter gibi olur, sadece yerini derin bir dinlenme hissiyatı alır. Tek yapmak
istenilen uzunca bir istirahat ve tamamiyle dingin bir huzuru hissetmektir.
Bunun yanınada kısık sesle gelen bir müzik eşlik ediyor, çaylar veya kahveler
bu güzel an da yudumlanıyorsa, herkes bu hazzın vermiş olduğu keyfi bilir.
Evrendeki evimde aslında böyledir.
Ben evimde kaldığım sürece her zaman o rahat giysilerimle yaşarım. Dingin,
sessiz ve uzun soluklu istirahatimin keyfini yaşarım. Kahvemi veya çayımı
yudumlarım. Evimden çıktığımda ise hayatımı yaşar, kendimi dışarıda
gezerken bulurum. İşlerimi hallederim belkide birden fazla bir çok egosal
yükle yüklenebilirim. Ama evimden dışarı çıktığımda bir benlik almazsam
yanıma, sanki evdeymiş ve o rahat giysilerimle dinleniyormuşçasına yaşarım
hayatı...
Zaman akar giderken sadece kuş bakışı bir göz ile kendimi görürüm. Sanki
uzaklara bakarak yürürken, aynı zamanda hemen önünde olabilen şeyleri
görmek gibi... Ben demediğim her anımda aslım yaşar ben ise sadece
izlerim…