
Bilinç, olanla yaşamayı sessizlik ortamında öğreten, akışta gelişimimizi
sağlayan kontrollü bir deneyimsel öğretidir.
Bilinç saf, duru bir kanaldır, dinginliğin, huzurun, mutluluğun, sessizliğin bize
aktarımını sağlar, bizler dinginlik ve huzurun kontrolünde hayatı öğrenir,
sessizliğin sesini dinlemeyi tercih ederiz.
Tüm olayları gözlemlerken, aynı zamanda hayatı kuş bakışıyla inceleriz. Her
şey anlamını yitirir ve sonsuz bir değerlendirme yeteneği ile yeniden bir
oluşum vardır.
Bilinç hakikatin kendini en duru şekilde anlamlandırdığı ve aynı zamanda
hayatın her alanında yeniden canlanan bir tılsım edasıyla evrenden alınan
mesajların aktarımının sağlandığı bilgisel yüceliğin temsili anahtarıdır. Burada
ben denilen kavram asla bulunmaz.
Noktanın aslına değilinir. Tüm benliğin sarılmasıyla oluşur. Bu sayede
insanlığın bir noktada varlığını sorgulamak, gelmek istenilen asıl noktaya
ulaşımı sağlamaktadır.
Varlığımızın mevcudiyet halinde gelen, bilinç akışı bizim An'da kalmamıza
yardımcı olan en önemli mutlak doğruların temelinde yer alır.
Bilinç kelimelerin ifadelere dönüşemediği , sadece hislerle aktarılan
öğrenilmemiş duyguların dile geldiği saf, duru, dingin bir kanaldır.
Ne bir doğru vardır, ne de bir yanlış. Sadece tek bir gerçek vardır. Oda olan
halin olmakta olanı gözlemesidir..